Üstü kapalı konuştuğum tek şey aşk’mış.
Tam olarak neyi akışına bırakıyorduk? Seni mi?. Beni mi?.
(Source: devekusu)
Aşkın sesi geliyor kulağıma,kalbim koşmaktan soluk soluğa. Bir sussan,dursam sarılsak dinlensek iyi gelecek.
Doğru dediğin,bildiğin herşeyin bir gün yanlış olacağı gerçeği..
Yine de denemeye değmez mi?
“Değer!” diyenlerden olduğumuz için belki de acıyla kutsandık..
“Kalmak neyi değiştirir” klişesiyle büyüyen çocuktan çok mu fazla şey bekledik?..
İçine sıkışıp kalırsın bazen küçük zaman dilimlerinin.
Saniye,Dakika,Saat kavramları değersiz ve büyük.
Duvar-Tavan,Sokak-İnsan,Şehir-Yaşam..
Nesneler anlamsız kalır.
“Doğru gelir seni bulur” dediğin sürece hep bir çevrende “Böylesi iyi oldu,Hayırlısı buydu” cümleleri uçuşur.
Kime göre? Nerede? .. ve Nasıl iyi?..
Cevap veremeyeceğin,omuzlayamayacağın yüklemlerin gölgesine saklanmayacaksın evvela.
Sen ve Ben düşün yan yana , birimizin saati düşük.
O ve Onlardan birini düşün –dünyanın başka bir yerinde- Senin saatin doğru,benim yanlış..
Mutluluğun resmini çizmek için uğraşan ressam benim için mutluluğun “teselli” olmadığını bilebilirmiydi?..
Sen’den bana dönsün cümlelerim ve bil istedim.
“Anlayamadığım,anlatamadığım,acısına bile varamadığım –varken anlamadığım- yanım uzağıma düştü gelişi meçhul. Oysa BEN cesaret,BEN kadın,BEN karakter demekti.BEN bugün yorgun,BEN bugün çeyrek,BEN bugün tavırsız-tatsız kıvamda hayattayım.BEN bugün renkleri bir,BEN bugün insanları hiç görüyorum. Acı basit bir olgu ya bu göğsüme yumruklarla bastıran onca insan eli hissi? Sanki havayla yeni karşılaşmış bir bebek gibi her nefeste oksijen ciğerlerimi parçalıyor. Ağlarsam yaşarım öyle değil mi? AĞLAYAMIYORUM. Biri bana ‘SEN ÇOK GÜÇLÜSÜN’ dozunu kaçırmış olmalı. AĞLAYAMIYORUM.”
Hepsini unut adam,başa dönelim aynı senin gibi bugün bende 4 cümleden ibaretim..
İçine sıkışıp kalırsın bazen küçük zaman dilimlerinin.
Saniye,Dakika,Saat kavramları değersiz ve büyük.
Duvar-Tavan,Sokak-İnsan,Şehir-Yaşam..
Nesneler anlamsız kalır.
(Yazdığımı okumadım,okuduğum gün uzağım yanımda olsun allah’ım kabul olsun kalbimdekiler.Anlatmadan anlarsın kız çocuğuyum büyümedim ben.)
14 Ocak’tan 3 gün sonra İstanbul dolaylarında 00:00 sonrası herhangi bir saatte,kırmızı bir koltukta üşüyerek..
Hani bilmek istersin,görmeden.
Hani hissetmek istersin,dokunmadan.
Hani sadece o vardır,sessizliği yeter.
Ama illa birşey olacak,sessizlik bozulacaktır ya .. (Bir çığlık , sabahın 6’sı güneşin henüz yolu var doğamamış.)
Kıyıda köşede atar çığlığını dağıtır geceyi.. “Günaydın sevgili güneş doğmadı ama sabah oldu bak burdayım..”
Böylemiydi tam olarak? Tadı,kokusu?..
Dokunmadan hissetmek istemem ki , hele görmeden bildiklerimin ne anlamı var..
Şimdi müsade edersen bugün günlerden PAZAR sınırsız uyku,uzun uzun sevişme kokar..
İnce,ince dokunduruyor evren bana. Hadi bir kalk ,kendine gel hali değil bu tabi. Öyle olsa anlardım..
Anlamaya çalıştım tabi.
.
.
.
Olmadı takdir edersiniz..
“Anlayabildiklerim,sınırımdır.” dedim. Egoma biraz baskı,biraz stres yok efendim olmuyor olmuyor. Öyle peydahlanmış ki “5n1k” soruları kafama ,geçmiyor ve bitmiyor tadındalar.
Ben küçükken uyku vardı güzel şeydi vesselam.
Ben küçükken iyi geceler öpücüğü daha masumdu.
Ben küçükken sabah uyandığımda sevdiklerimin “bildiğim gibi” olcağından emin olurdum.
Ben küçükken yalanlar “karşı mahalleye feci koyduk kardeşim,en iyi takım bizde” cinsindendi..
Bir dur diyip burda nokta koyayım kendime..
Anladığınız gibi “Aklı selim bir insanın , karmaşık tavırları” rengindeyim..
Öperim..